Türk Bengü Taşları ve Türk Mitolojisinden İzler

Bengü taşlar, Köktürklerin ikinci döneminden kalmış olan yazılı anıtlardır. Orhun Vadisi’nde bulunan bengü taşlardan biri Köl Tigin adına, 732 tarihinde ağabeyi Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir. Orhun Vadisi’ndeki diğer bengü taş, Bilge Kağan adına 735 yılında oğlu Tenri Kağan tarafından diktirilmiştir. Üçüncü bengü taş, Bayın Çokto mevkiindedir; Bilge Tonyukuk tarafından kendi adına 716-726 yılları arasında diktirilmiştir. Bengü taşlarda büyük bir ihtimalle Türklerin icadı olan Köktürk (runik) yazısı kullanılmıştır (Ercilasun, 2016: 339).

Köl Tigin Yazıtı
Bilge Kağan Yazıtı’nın Kopyası (Gazi Üniversitesi)
Tonyukuk Yazıtı

Türk Bengü Taşları, Türk tarihinin ve Türk edebiyatının bilinen en eski yazılı ürünleridir. İçerisinde bulunan siyasi ve sosyal mesajlarla birlikte Köktürklerin yaşayışları ve inanışları hakkında pek çok bilgiye ulaşılabilmektedir. Aynı zamanda bengü taşların Türk mitolojisinden izler taşıdığını görmek de mümkündür.

Tengricilik ve Türk Bengü Taşları
Orhun Abideleri’nde sıklıkla geçen ‘Tengri’ kelimesi Göktürklerin bir yaratıcı olduğuna inanmalarının göstergesidir. Tengri, bugünkü Türkiye Türkçesindeki ‘Tanrı’ kelimesinin eski söyleniş biçimidir. Tengricilik ya da Gök Tanrıcılık, İslamiyet’in kabulünden önceki eski Türkler arasında yaygın olan bir inanç sistemidir. Bu inanca göre kağan, Tengri (=Tanrı) tarafından seçilirdi. Bengü Taşlar’da bu düşünceye oldukça sık rastlanır. Örneğin Köl Tigin Bengü Taşı’nın güney yüzünde: “…Tanrı buyurduğu için, benim talihim olduğu için kağan oldum…” cümlesi geçmektedir. Bu cümleden de anlaşıldığı gibi kağanın Tanrı tarafından seçildiği’ inancı benimsenmiştir. Doğu yüzünde ise: “…Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye babam kağanı ve annem katunu yükseltmiş olan Tanrı, il vermiş olan tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye beni, o Tanrı kağan olarak oturttu…” olarak geçmektedir.

Bu inanca göre Tanrı her şeyi bilir, görür ve işitir. Kağanlara güç verir. Bu düşünce Köl Tigin Bengü Taşı’nın doğu yüzünde şöyle geçer: “…Tanrı güç verdiği için babam kağanın askerleri kurt gibi imiş, düşmanı {ise} koyun gibi imiş…” Aynı zamanda kurt, Türkler tarafından yıllardır kutsal kabul edilmiştir. Bunun nedeni Türklerin, bir bozkurdun soyundan geldiklerine inanmalarıdır. Aynı zamanda kurdun özgürlüğüne düşkün, güçlü ve savaşçı olması Türkler tarafından güçlü ve savaşçı ruhlu kişilere “kurt gibi” benzetmesi yapılmasına neden olmuştur.


Türk Mitolojisindeki Tanrılar/İyeler ve Türk Bengü Taşları
Orhun Abidelerinde Türk mitolojisindeki Yer-Su ve Umay Ana’dan da bahsedildiği görülür. Yer-Su İyesi, Türk mitolojisinde bir külttür. Türkler, öYer-Su iyelerinin, ölmüş atalarının ruhları olduğuna inanırlardı. Köl Tigin Bengü Taşı’nın doğu yüzünde Yer-Su ile ilgili şöyle geçer: “…Yukarıda Türk Tanrısı, Türk’ün kutsal Yeri-Suyu şöyle yapmış; Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağan’ı, annem Bilge Katun’u Tanrı tepelerinden tutup yukarı kaldırmış…”

Bilge Kağan Bengü Taşı’nın doğu yüzünde ise: “…Üstte Tanrı, kutsal Yer-Su, (amcam) kağanın ruhu razı gelmedi…” olarak geçmektedir. Umay Ana ise Tengricilik inancında Tanrı’dan sonra gelen en önemli kutsal varlık kabul edilirdi. Bunun nedeni Umay’ın anneleri, çocukları ve hayvanları koruduğuna inanmalarıydı. Köl Tigin Bengü Taşı’nın doğu yüzünde Umay ile ilgili şöyle geçer:“…Umay’a benzer annem katunun talihi sebebiyle kardeşim Köl Tigin erlik adını buldu…” Tonyukuk Bengü Taşı’nın batı yüzünde ise: “…Hiç şüphe yok ki Tanrı, Umay, kutsal Yer-Su {onları} bastı…” olarak bahsedilmektedir. Abidelerde Umay’dan başka tanrının ismi geçmemektedir.

Yedi (7) Sayısı ve Türk Bengü Taşları
Eski Türklerde 7 sayısı kutsal kabul edilirdi. Örneğin Altay Türklerine göre ay tutulması ‘yedi başlı dev’ yüzünden gerçekleşir. Kırgız Türkleri ise ‘Küçük Ayı’ yıldızını ‘Yedi Bekçi’ olarak adlandırır. Orhun Abidelerinde de sıklıkla geçen yedi (7) sayısı göze çarpar. Örneğin Abidelere göre İlteriş Kağan, on yedi (17) erle birlikte baş kaldırmıştır. Daha sonra Tanrı güç verdiği için yetmiş (70) er ve daha sonra yedi yüz (700) er olmuşlardır.

“Babam kağan on yedi erle baş kaldırmış. {Çin’den} dışarıya yürüyor diye haber işitince şehirdekiler dağa çıkmış, dağdakiler inmiş, derilip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için (…) Hepsi (…) yedi yüz er olmuş…” (Köl Tigin Bengü Taşı – Doğu Yüzü)

Ötüken/ Ötüken Dağı ve Türk Bengü Taşları
Ötüken, günümüzde Moğolistan sınırları içerisinde, Orhun Nehri’nin yakınlarında yer alır. Türkler tarafından ‘Toprak Ana’ olarak adlandırılmış ve kutsal kabul edilmiştir. Türklerin yeryüzünde ilk olarak Ötüken’de var olduğu ve Ötüken’den Dünya’ya yayıldığı da kabul edilir. Orhun Abidelerine göre Ötüken; güvenli ve sığınılması gereken bir yerdir. Ayrıca devlet en iyi Ötüken’de yönetilir. Eğer Ötüken terk edilirse insanın başına türlü felâketler gelir.

“…Türk kağanı, Ötüken Dağlarında oturursa ülkede sıkıntı olmaz…” (Köl Tigin Bengü Taşı – Güney Yüzü)

“…Bunca yerlere dek ordu yürüttüm; Ötüken Dağlarından daha iyisi hiç yokmuş; devleti yönetecek yer Ötüken Dağları imiş…” (Bilge Kağan Bengü Taşı – Kuzey Yüzü)

“…Kutsal Ötüken Dağlarının halkı, gittiniz. (…) Gittiğiniz yerlerde kazancınız (!) şu oldu: Kanınız su gibi aktı, kemiğiniz dağ gibi yattı. Beyliğe layık erkek evlatlarınızı kul ettiniz; hanımlığa layık kız evlatlarınızı cariye yaptınız…”
(Bilge Kağan Bengü Taşı – Doğu Yüzü)

Görüldüğü üzere Orhun Abideleri sadece bir siyasetname örneği değildir. Göktürklerin yaşayışını, inancını ve bu inancın getirmiş olduğu düşüncelerine de yer verir. Göktürklerin Tengricilik anlayışının yanında Türk mitolojisindeki tanrılardan Umay Ana’yı ve bir kült olan Yer-Su İyesini de kutsal kabul ettiği söylenebilir. Bunun yanında Abidelerden de anlaşılacağı gibi yedi (7) rakamını ve Toprak Ana Ötüken’i de kutsal kabul etmişlerdir. Buna ilkel-mitolojinin izleri de denilebilir.

Paganizm

Paganizm, tek tanrılı dinler ortaya çıkmadan önce inanılan, doğanın yüceltmesini temel alan bir grup dinler ve inançlar topluluğudur. Tıpkı Hinduizmde olduğu gibi, tek bir kurucusu, tek bir kitabı, tek bir dinsel felsefesi yoktur.

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi paganizm, tek tanrılı dinlerden önce çıkmış bir dindir. Fakat inançlarına çok tanrılı da denemez. İslamiyetteki tasavvuf inancında bulunan “Vahdet-i Vücut” anlayışındaki gibi, paganlar da evrendeki her cismin tanrının bir yansıması olduğuna inanmaktadırlar.Paganizme göre, evrenin içindeki her cisim, tıpkı Animizm inancında olduğu gibi, bir ruha sahiptir. Bu ruhlar sonsuz yaşama sahiptir ve cisimleri sona erdikten sonra farklı bir bedende; bazen bir ağaç olarak, bazen bir çiçek olarak dünyaya gelirler. Pagan inancına göre ruhlar, önceki yaşamlarında çok fazla kötülük yapmışlarsa, yeni yaşamlarında bir böcekte veya bir taşta beden bulmaktadırlar.

Paganizm bazı kayankala göre Şamanizm ve Animizm gibi doğayı merkezine alan dinlerin barındığı bir inançlar bütünüdür. Genel olarak ağaç sembolü ile anılırlar. Ağaç Paganizm inancı için reenkarnasyonu sembolize eder. Ağaç dışında kullandıkları en önemli sembolleri ise beş köşeli yıldızdır. Bu köşeler ateşi, suyu, toprağı, havayı ve gökyüzündeki yıldızları temsil eder. Aynı zamanda paganlar için cennet de cehennem de yeryüzünün kendisidir.

Paganlar Kimlerdir?

Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Paganlar kısaca Paganizm dinine mensup olan insanlardır. Paganlar, genel olarak 3 ayrı grupta toplanır:

1) Neo-pagan: Neo-pagan tabiri günümüzdeki modern paganları tanımlamak için kullanılmaktadır. Misyonları arasında hiçbir canlıya zarar vermemek, doğanın içinde doğal yaşamak ve yardımlaşmak yer almaktadır.

2) Mezo-pagan: Mezo-paganlara göre evren saat kususrsuz bir düzene sahiptir. Bu düzenin bozulmaması için insanlar doğayla barışık ve doğaya uygun bir yaşam sürdürmelidirler. Mezo-paganlar ayinler düzenlemezler, inançlarını bireysel düzeyde gerçekleştirirler. Bazı aborjin ve kızılderili kabileleri de mezo-pagan olarak nitelendirilebilir.

3) Paleo-pagan: Paleo-pagan, diğer dinlerden en az etkilenip, özüne sadık kalmayı en çok becermiş dindir. 20.yy’nin ikinci yarısının başlarında ortaya çıkan Hippi topluluğunun görüşü olan “Cape Diem“(anı yaşa) sloganı, paleo-paganların inançlarının merkezini oluşturmaktadır. Onlara göre dün ve yarın yoktur, sadece bugün vardır. Ayrıca liderlerinin ağaçlarla ve hayvanlarla konuşabildiğine inanılmaktadır.

Çoğunlukla kabile liderleri tarafından kötü ruhları kabilelerinden uzaklaştırmak için ayinler düzenlenir. Çeşitli şekillerde ayinler yaparak transa geçenler, inanca göre kötü ruhlarla iletişime geçer, onları kabileden uzak tutmaya çalışır. Günümüzdeki Neo-pagan topluluğu şamanları, Kutsal Çevrecileri, Odinistleri, Heathenleri ve Cadıları kapsar. Bu kişiler, günümüzde “karanlık taraf ile” iletişim içinde olduğunu iddia eden son gruplardandır.

Paganizm Ayinleri

Paganlar, doğayı yücelten bir inanışa sahiptir. Dolayısıyla onların ayinlerinde ve törenlerinde, zannedilenin aksine, kurbanlara yer verilmez.

Günümüzde Neo-paganlar büyüler veya çeşitli otların yardımıyla ayinler düzenlemektedir. Bu ayinlerin Neo-paganlar için tapınmaktan farkı yoktur, ama bu ayinlere verilen anlam değişirse, ayinler ibadet olmaktan çıkabilir. Paganizm için bu ayinler iki anlam taşır. eğer kişiler-topluluklar kendileri için yaparsa, bunlar iyi büyü ya da iyi ayin olarak adlandırılır. Aksi takdirde, başkası için yapılırsa, o zaman kötü büyü ya da kötü ayin olarak adlandırılmaktadır. Bu Paganizm ayinlerine örnek olarak dünya çapında kutlanılan cadılar bayramı örnek verilebilir. Sanılanın aksine cadılar bayramı Hristiyanlık’ın değil Paganizm’in bayramıdır. Paganlar bu günde kendilerini diğer varlıkların kılığına sokarlar. Başka bir örnek verilmesi gerekirse de paganların çoğunluğunun inandığı mevsimsel festivaller akla gelebilir. Bunların en önemlileri yılın en kısa ve en uzun günleri olan gün dönümleri olarak verilebilir.

Neo Paganizm Wicca Hareketi Nedir?

Eski paganlarda bazı örnekler görülse de (Stonehenge de bazı kesimler tarafından bunların örneği olarak görülmektedir.) modern paganların ibadethaneleri yoktur. Modern paganlar ibadetlerini açık havada gerçekleştirirler.