Ana Sayfa

Reklamlar

Son yazılar

Davet

mavi, bir gökyüzünde güzeldi bir de onun gözlerinde
derin ve sonsuz bir evreni taşıyan ruhu
gözlerinden feyz alıyordu
tüm evren onun simasına yerleşen gülüş olmak için türlü türlü kahkahalar atıyor
ama hiçbiri bu güzelliğe erişemiyordu

Keep reading

E- Kitap mı? Baskı Kitap mı?

Asırlar öncesinden günümüze kadar gelen matbaa tarihi ile birlikte birçok kitap, insanların ellerinde kendilerine yuva buldu. Çok yakın bir tarihte ise teknolojinin hızlı gelişimi ile birlikte E-kitap denilen bir kavram çoğu insanın zihninde yerini aldı. Şüphesiz bir şekilde yüzyıllardır insanlığa kılavuz ve yoldaş olan kitaplar bir kelebeğin kozasından çıkması gibi şekil ve formunu değiştirirken onların…

Keep reading

Misafir

Pamuk ellerinde güller yetiştiren, gözlerine renkli tohumlar eken ve kalbinde küçük bebeler yetiştiren bir melek ansızın omzumda beliriyor. Tek bir kara bulut sırılsıklam etmişken beni, dizlerim yaralanmışken çocukluğumun arka bahçesinde o gelip usulca omzuma dokunuyor. Eski köy evimizin alçısı dökülmüş yeşil duvarına yaslı, emekliliği gelmiş bir divana oturtturuyor beni. Gözlerim buğulu bir şekilde onun elinde…

Keep reading

Minibüs

Gideceğim yere ya erken varıyordum ya da geç kalıyordum. Benim nasibime zamansızlık düşüyordu hep. Bazı yerlere erken varmanın dakiklik ya da acelecilik olmadığını ise sonradan anladım. Bu böyledir. İnanın bana. Biz her yere vaktinde varırız. Çünkü hep yetişmemiz gereken bir hikâye vardır.

Keep reading

KARA TREN

“Ben en çok mezarlıkta açan çiçekleri severdim. Dünyayla dalga geçer gibi toprağı boyarlardı. Umutsuzluktan buruşan bütün olanaksızlıklara karşı kendilerinde hala yaşayabilme gücü buldukları için onlara hayrandım.”

Keep reading

Tefrika Hikâye: Tutunamayanlar Bölüm 4: Son…

Sevgili Okur, “Çivisi çıkmış.” dedikleri dünyanın çivilerini yerine çakmaya çalıştıkça ellerim kana bulandı. Kafamın içinde bir dünya derdi taşımaktan da yoruldum artık. “Yoruldum, bıktım, usandım.” denmez ama hâlimi kime şikâyet edeceğimi de bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey varsa yılmak, yıkılmak ya da durmak gibi şeylerin benim gibilerin lügatinde hiç olmadığıdır. İçimde kaynayan mahşer beni uykularımdan…

Keep reading

Kaybolan Portre

Şarkının en güzel yerini bekleyip eşlik etmeyi heyecanla istemek gibiydi seni görmeyi dilemekBir sahafa girerken tozlu merdivenlere aldırmadan yürüyor ruhlarımızParmaklarımızı gezdirirken o eski raflar üzerindeAynı kitabın sayfalarında tanışıyor ellerimizEllerine kar mı yağıyor sevgilimNeden üşümüş kediler gibi titremektelerAh hemen eritmeliyim sevgimle o kardan bahçelerini Tohumlar dağıtmalı, çiçekler toplamalıyımYüreğinin duvarlarını inşa eden de kimZincirlerle kilitleyip parmaklıklar içerisinde…

Keep reading

Saklı Kalmış Bir Roman: Kendine Tapan Kadın

Suat Derviş’in Kendine Tapan Kadın eserinde merkeze alınan duygu aşk olsa da arka planda hırs, intikam, sınıf çatışmaları gibi konular yer almaktadır. Selim İleri’nin de önsözünde bahsettiği gibi gerçek anlamda “unutulmayacak bir roman” Kendine Tapan Kadın…

Keep reading

Nazar Boncuğu

Adamın bileğinde kırmızı bir ipliğe sığınmış küçük bir nazar boncuğu görünmekteydi. Minik nazar boncuğu göz yaşlarıyla mezarlığı inletiyor, haykırışlarıyla viran şehri ortadan ikiye ayırmak ve tüm insanlığı bir hışımla ayağa kaldırmak istiyordu. Adamın buna gücü yoktu. Bitkin bakışları ve kaybolan yılları kendi kalbinin mezarlığını beslemiş ve onca yıl içinde yaşadığı hayata müebbet yedirmişti. Cezasının farkındaydı. Tanrının cezası yüreğinin bahçelerini kurutup bir daha meyve verememişti toprağın can damarına.

Keep reading

Dune: Çöl Gezegeni / 1. Kitap ve Film İncelemesi

Günümüzden yüzlerce yıl sonrasını anlatan kitapta kendinizi inanılmaz derecede etkileyici, sürükleyici ve inanılması güç bir dünyanın içerisinde bulacaksanız. Bu seri kesinlikle okunması, izlenmesi ve üzerine araştırmalar yapılması gereken bir kitap serisidir çünkü Yüzüklerin Efendisi kitap serisi ile yarışacak kadar da iddialı bir seridir.

Keep reading
Clockwise from top: James Stewart, Donna Reed, Carol Coombs, Jimmy Hawkins, Larry Simms and Karolyn Grimes. (Photo by Herbert Dorfman/Corbis via Getty Images)

It’s a Wonderful Life (Şahane Hayat) Film Analizi

Yapımcılığını ve yönetmenliğini Frank Capra’nın üstlendiği bu filmin başrollerinde James Stewart ve Donna Reed’i görmekteyiz. It’s a Wonderful Life, 1946 yılında beyaz perdeye taşınmış olan ABD yapımı filmdir. Konusu itibariyle son derece dikkat çekici olan bu filmin türü fantastik dramadır. Aradan geçen 75 yıla rağmen izlenebilirliğinden hiçbir şey kaybetmeyen bu film; şahane kurgusu, oyuncuların muhteşem performansları ve özgün senaryosu ile bir izleyicilere pek çok yönden ışık tutmaktadır.

Keep reading

İskender Pala “Aşkname”

İskender pala, 8 Haziran 1958 yılında Uşak’ta doğdu. İlkokulu Uşak Cumhuriyet İlköğretim Okulunda bitirdi. Liseyi Kütahya Lisesinde bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaya hak kazandı. Doktora çalışmasını ‘Aşki, Hayatı, Edebi Şahsiyeti ve Divanı’ başlığı altında yine İstanbul Üniversitesi’nde yaptı. Divan Edebiyatı dalında 1983 yılında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesinde doçent, 1998…

Keep reading

İlk Fragman

Adam dansa kaldırır hayatının o eşsiz kadınını
Kadının gözleri sanki cennetin ilk fragmanı
Arkada Özdemir Erdoğan’ın malum parçası
“Bak pervanelere döndüm seni görünce”
Zaman seninle geçtikçe
Dansın rayihası hep sürecek ömrümce

Keep reading

Tefrika Hikâye: Tutunamayanlar Bölüm 2: Şiirlerle karşılaşıyorum….

Herkes aynı sırrı saklıyor da kimse birbirine söylemeye cesaret edemiyordu. Hayata dair bir şeyler fısıldayacaktı birileri kulağımıza. Hakikati fısıldayacaktı belki.  İnsanları ite kaka kendime bir yer açtıktan sonra elimi cebime atıp koyduğu paraya baktım. Elli lira vardı. Acaba bu paraya bana ne aldıracaktı? Neyse…Kafamda kurmayayım şimdi. Şoföre parayı ödeyip boş bir koltuğa oturdum. Gide gele…

Keep reading

Serinlik Mahallesi

Uzun bir aradan sonra tekrardan kısa bir öyküyle çığlık.net okuyucuları ile kelimelerde birlikte olmaya geldim. özrümün bir nişanesi olsun bu öykü, sevgi ve saygılarımla…

Keep reading

Sosyolojik Çıkarımlarla Bir Sistem Çatışması: Parazit

Parazit, Bong Joon-ho tarafından yönetmenliği ve senaristliği yapılan, 2019 çıkışlı birçok dalda ödül alan kara komedi, gerilim filmidir. Yönetmen, Güney Kore’de geçen alt ve üst sınıf çatışmasını temel fikir edinerek iki farklı sınıfa ait aileyi ortak bir mekânda birleştirmeyi başarır. Sınıf hiyerarşisini, toplumsal kutuplaşmaları, kapitalizmin karanlık yüzünü ve gelir çatışmasını enfes bir sinematografi ve kaliteli oyuncu kadrosu ile izleyicileriyle buluşturur. Filmde kullanılan metaforlarsa oldukça etkileyicidir.

Keep reading

The Queen’s Gambit: 64 Karenin İçindeki Dahi

23 Ekim’de Netflix’te 7 bölümlük mini dizi halinde yayınlanan bu yapım, Walter Tesvis’in 1983 yılında yazdığı aynı adlı romanından uyarlamadır. Dizinin muhteşem akışında sanki bir biyografiden esinlenerek çekilmiş bir hikâyeyi izliyor gibi hissetsek de sonunda kurgu olduğunu bir küçük araştırmayla anlayabiliyoruz. Eşsiz sinematografi, enfes müzikler ve göz alıcı karakterler dizinin sürükleyiciliğini arttıran önemli faktörlerden. Gelin birlikte ana karakterimiz olan Beth Harmon’un hikâyesini irdeleyelim.

Keep reading

Sheakspeare’in Hamlet’i

Yüreğim, katılaşma taş olma sakın, yüreğim! Neron’un canavarlığı girmesin içine, Bırak sert olmasına sert, ama insan kalayım. Hançer gibi konuşayım, hançer olmadan. Dilim de, içim de iki yüzlü olsun bu işte: Sözlerim canını ne kadar yakarsa yaksın.

Keep reading

13. Kat Film Analizi – The Thirteenth Floor

1999 yapımı bilim kurgu filmi olan 13.Kat’ın o dönemde günümüz teknolojisinden bir hayli geride olunmasına rağmen müthiş bir hayal gücü ile ortaya koyulan bir filmdir. Varoluş, gerçek dışı dünyalar ve teknolojinin birleştiği bir film olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzden yaklaşık yirmi iki yıl önce çekilen bu filmin kendisini hâlâ izletmesi gerçekten başarılı bir yapıt olduğunun göstergesidir. Nitekim 1999 yılı dünya sineması için çok başarılı bir yıldır. Çok kaliteli filmler bu yılda çekilmiştir. Ayrıca film Daniel Galouye’un Simulacron-3 adlı romanından uyarlatılmıştır.

Keep reading

Kendini Arayan Kayıp Ruh

Issız bir adada tek başına olduğunuzu ve artık bulunma umudunuzun kaybolduğunu düşünün. Ne kadar çaresiz ve ümitsizce değil mi? Şimdi günümüze gelin. Kalabalıklar arasında yalnız olduğunuzu ve birçok arkadaşınızın, ailenizin, yakınlarınızın içinde yapayalnız bir ruhla, bulunduğunuz çağdan ölesiye nefret ettiğinizi hayal edin. Issız adada tek başınalık mı incitir benliğinizi yoksa kalabalıklar arasında yavaş yavaş yok olmak mı?

Keep reading

Kadınlarım

Unutturmamak için sımsıkı sarıldım toprağın derin sularına
Kız kardeşlerimin ellerinden öptüm bir bir
Kokladım mis kokularını
Umudun vedasında güller yetiştirdim
Şimdi o güller gökkubede büyürler
Ve hayatın şarkısını cesurca söylerler

Keep reading

Dudak Yeme Alışkanlığı/Bağımlılığı

Dudak yeme, her insanın hayatında kısa ya da uzun süre yer almış bir durumdur. Stresli dönemlerde yer yer ortaya çıkabilmesi uzun sürmeden de unutulması normal bir durum olarak sayılabilir. Fakat bağımlı kişilerde bu artık fark edilmeden yapılan bir eylem haline dönüşür

Keep reading
Reklamlar
Reklamlar

Gezi Rehberim: Cide

Kastamonu’nun nadide ilçelerinden biri olan Cide, bu hafta kapıları siz değerleri okuyucularımıza açıyor. Şehrin tarihi ve mimari dokusunu yakından tanıma fırsatı elde ettiğim Cide’de gezdiğim gördüğüm yerleri sizlere aktarmaya çalışacağım.

Tutkunun Romanı: Kırmızı ve Siyah Kitap İncelemesi

Napolyon’un sürgüne gönderilmesinin ardından “Restorasyon Dönemi” olarak nitelendirilen dönemdeki sosyal yaşantıyı büyük bir gerçeklikle gözler önüne seren bu eser, realizm akımının etkisinde yazılmıştır. Psikolojinin ve edebiyatın kesiştiği muhteşem bir başyapıt.

İstanbul

Ey gökyüzü, sen düşünür müsün hiç
Yağmur yağdırırken insanlar ıslanır mı diye?
Buzul çağın virüsü bu!
Kokuşmuş, çürümüş bir şehir…
Bir türlü dönemeyen plaklar,
Kavuşamayan kumrular,
Ve bir kayada ötemeyen iki keklik…

Downsizing – Küçülen Hayatlara Eleştirel Bakış

İnsan ırkı olarak dünyaya verdiğimiz zararın ne kadar büyük boyutta olduğunun farkında mıyız? Yaşadığımız gezegenin tek sahibiymişiz gibi davranıp, elimizde olan bütün kaynakları sonunu hiç düşünmeden tüketiyoruz. Bunu yaparken doğaya zarar vermekten de geri kalmıyoruz. Peki, eğer dünyaya verdiğimiz zararı en aza indirmek için inanılmaz bir fikir ortaya atılsa ve bu fikir insanların 12,7 santimetreye kadar küçültülmesini içerse ne yapardınız?

Turkey’s success in the production of unmanned aerial vehicles

Turkey has achieved important developments in the field of unmanned aerial vehicles in recent years. Unmanned aerial vehicles provide the opportunity to use even in bad weather conditions shaped according to the weather conditions of Turkey. Anka produced by Tusas and Bayraktar unmanned aerial vehicles produced by Baykar are the cornerstones of Turkey’s unmanned aerial vehicle. Turkey used these vehicles on many battlefields. The most used place was the war of Karabakh and azerbaijan achieved great power in the war thanks to the unmanned aerial vehicle.

Boeing AH-64 Apache

Apache büyük çoğunluğu ABD ordusu tarafından kullanılan çift kişilik iki türbin motora sahip saldırı helikopteridir. Tasarımcısı ise Bell firmasıdır. Birim maliyeti ise 18 ile 20 milyon dolar arasındadır. Birçok savaşta kullanılmıştır.

Dondurulmuş İnsanlar

Dondurucular sayesinde pek çok besini uzun süreli olarak saklayabiliyor ve bunları sonradan tüketebiliyoruz. Hepimizin dondurucusunda dondurulmuş gıdalar bulunur. Meyveler, sebzeler, dondurmalar… Dondurulmuş gıdanın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Peki ya dondurulmuş insan? Tüylerinizin diken diken olduğunu hisseder gibiyim. Bu yazımda sizin için ilgi çekici olabileceğini düşündüğüm dondurulmuş insan deneyi konusunu ele almak istiyorum.

Şarkılarla Yaşıyoruz

Aslında yaşanan ve yaşanılacak olan her şey ihtimal dahilindeydi belki de. Biz sadece adına “düzen” dediğimiz şeye çok fazla alıştığımız için epey sarsılmıştık.

Hauki Şiirler

İnsanları izliyorum,
Çirkin geliyor gözlerime,
Gülümsemeyi unutmuş olanlar…

Les Choristes-Koro Film Analizi

O an içim mutluluk ve iyimserlikle doldu. Bütün dünyaya haykırmak istiyordum. Ama kim dinlerdi ki? Kim olduğumu kimse bilmiyordu. Başarısız müzisyen, işsiz mümessil…

Birtakım İşler

Herkes işini en güzel hâliyle yaptığı zaman çarkın dişlileri rahatça dönmeye başlar. Öteki türlü, çıkan gıcırtı hepimizin kulaklarını sağır eder.

Öyle Bir Geçer Zaman Ki

Öyle bir zamana gitsem ki dedim
Sıcaklık küresel ısınmaya bağlı olmasa sadece
Dedeler torunlarına misket hediye etse
Ceviz ağacına çıkan çocuklarla dolsa bütün bahçeler
Ve susmasa şarkılar gece 12’den evvel…