Birtakım İşler

İlkokuldayken arkadaşlarımla birlikte bir öykü kitabı çıkarmıştık. Daha doğrusu ben öyle olduğuna inanmıştım. Evde kitap okurken bir çocuk öyküsü yazmaya karar vermiştim ve hemen bir çocuk kitabında ne olması gerektiğinin listesini yapmıştım. Sonra da listenin yanına yakın arkadaşlarımın isimlerini yazdım ve o an benim canım arkadaşlarım adeta kitap çıkarma görevi için yaratılmışlar gibi gelmişti bana.

Ertesi gün gidip heyecanla fikrimi anlattım onlara. Başta anlamadılar. Sonra ben üzülmeyeyim diye bunun ne kadar güzel bir fikir olduğunu anlatan şeyler söylediler yarım ağızla. Çünkü insan yakın arkadaşlarını desteklemeli ve mutlu etmeliydi. Ben her şeyi zaten en başta planladığım için kendilerine biçilen görevleri isteksiz de olsa kabul ettiler. Öyküyü ben yazacaktım onlar da kapağını, sayfa kenarı süslerini ve resimlerini yapacaklardı. Ben kendime verdiğim müthiş gazla öyküyü hemencecik yazıp bitirdim ama bizimkilerde nerede o arzu, şevk, heyecan? Teneffüs zili çalar çalmaz bahçeye koşup işten kaytarıyorlardı. Bu iş ciddiye alınmalıydı ve ben de gerekeni yaptım. Onları bekleyecek değildim ya? Bir gece oturup kitabın her şeyini tamamladım. Kapağa da üzülmesinler diye isimlerini yazdım. Dosya kağıtlarını zımbalayıp ertesi gün okula gittim ama Nobel’i bana verseler yeridir! Bizimkiler bir bozuldu, bir üzüldü. “Neden beni beklemedin? Ama bu bizim kitabımız olmamış ki!” gibi cümleler havada uçuşuyordu ve ben bunların hiçbirine cevap hazırlamamıştım. İçim kıyıldı, gözlerim doldu, utandım. Şükür ki bizimkiler başlarından bir işi attıkları için rahatlamışlardı aslında ve fazla bozuntuya vermediler. Ben de baskıya acilen yetişmesi gereken kitabımı halka sundum. Ama hayat böyle değildi. Bizimle aynı heyecanı yaşayamayan insanlarla bir araya geldiğimizde hayatın tadı tuzu kalmıyor. Kimi zaman da takım arkadaşlarımıza güvenip sırtımızı yaslamadığımızda ve her şeyi tek başımıza yapmaya çalıştığımızda kendi kendimize yüklediğimiz sorumlulukların altında kalıveriyoruz. Gene de her şeye rağmen başarılı olsak bile bu sefer de yanımızda mutluluğumuzu paylaşacak kimseyi bulamıyoruz.

Harman kaldırmak da böyledir meselâ. Ekin biçmek, ekini patoz etmek ve saman çekmek ailenin ortaklaşa yaptığı işlerdir. Herkes tarlada, harman yerinde çalışırken evde bırakılan bir kişi de yemeklerini, azıklarını hazırlar. Bir başkası inekleri gütmeye gider. Herkese göre bir iş illâ ki vardır ve yorulana, gücü yetmeyene destek olunur. İşler bitip kış geldiğinde de aynı sofraya oturup bir somun ekmeği ağız tadıyla yiyebilmek gerekir çünkü. Herkes işini en güzel hâliyle yaptığı zaman da çarkın dişlileri rahatça dönmeye başlar. Öteki türlü, çıkan gıcırtı hepimizin kulaklarını sağır eder.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s